Dünyayı Değiştiren En Önemli 10 Teori
10/08/2016 Bireysel Öğrenme

Dünyayı Değiştiren En Önemli 10 Teori

Günlük hayatımızda kullandığımız cihazların, araçların, teknolojilerin temelinde neler var hiç düşündünüz mü? Bu yazımda sizler için dünyayı değiştiren en önemli 10 teoriye yer vermek istiyorum.

1. Bilgi Kuramı – Claude Elwood Shannon (1948)

We know the past but cannot control it. We control the future but cannot know it. - Claude Shannon

Bilgi Kuramı, bilginin nicelikselleştirilmesi ile ilgili bir uygulamalı matematik ve elektrik mühendisliği dalıdır. Bilgi kuramı; Claude Elwood Shannon tarafından güvenli şekilde veri sıkıştırma, depolama ve iletme gibi sinyal işleme işlemlerinin kısıtlarını bulmak için geliştirilmiştir. Bilgi kuramının temel uygulamalarına örnek olarak kayıpsız veri sıkıştırma (ZIP dosyaları), kayıplı veri sıkıştırma (MP3 dosyaları) veya kanal kodlama (DSL bağlantıları) gösterilebilir. Kuramın alanı matematik, istatistik, bilgisayar bilimi, fizik, nörobiyoloji ve elektrik mühendisliği ile kesişir. Voyager derin uzay görevleri, kompakt diskin geliştirilmesi, cep telefonlarının yapılabilirliği, internetin geliştirilmesi, dilbilimi araştırmaları gibi pek çok konuda başarının üzerinde büyük etkisi olmuştur.

2. Oyun Kuramı – John von Neumann ve Oskar Morgenstern (1944)

If people do not believe that mathematics is simple, it is only because they do not realize how complicated life is. - John von Neumann

Oyun Kuramı, 1944 yılında çıkan John von Neumann ve Oskar Morgenstern tarafından yazılmış olan Theory of Games and Economic Behavior (Oyunların ve Ekonomik Davranışın Kuramı) adlı kitapla başlamıştır. Bu kuram 1950’lerde birçok akademisyen tarafından geliştirilmiştir.

Oyun kuramı, İstatistik biliminin, sosyal bilimlerde (en fazla ekonomide olmak üzere), biyoloji, mühendislik, politik bilimler, bilgisayar bilimleri (temel olarak yapay zekâ çalışmaları üzerinde) ve felsefede kullanılan bir dalıdır. Oyun kuramı, bireyin, başarısının diğerlerinin seçimlerine dayalı olduğu seçimler yapması olan bazı stratejik durumların matematiksel olarak davranış biçimlerini yakalamaya çalışır. İlk başlarda bir bireyin kazancının ötekinin zararına olduğu (sıfır toplamlı oyunlar) yarışmaları çözümlemek için geliştirilmişse bile, daha sonradan birçok kısıta dayanan çok geniş bir etkileşim alanını incelemeye başlamıştır.

3. Filojiston Teorisi – Antoine Lavoisier (1770’ler)

Nothing is lost, nothing is created, everything is transformed - Antoine Lavoisier

Yaygın kanının aksine Antonie Lavoisier oksijeni keşfetmedi, ancak oksijeni oksijen olarak adlandıran ilk insan oldu. Öncesinde oksijenin varlığı biliniyordu, ama kimse oksijenin yanma olayında baş etken olduğunun bilincinde değildi. Lavoisier bu alandaki çalışmalarıyla modern kimyaya kadar uzanan çok önemli sonuçlar elde etti.

4. Özel Görelilik Teorisi – Albert Einstein (1905)

Everybody is a genius. But if you judge a fish by its ability to climb a tree, it will live its whole life believing that it is stupid. - Albert Einstein

Kurama göre, bütün var­lıklar ve varlığın fiziki olayları izafidir. Zaman, mekan, hareket, birbirlerinden bağımsız değildirler. Aksine bunların hepsi birbirine bağlı izafî olaylardır. Cisim zamanla, zaman cisimle, mekan hare­ketle, hareket mekanla ve dolayısıyla hepsi birbiriyle bağımlıdır. Atom bombalarının ortaya çıkmasına yol açan, uzay yolculukları sırasında geç yaşlanacağınızı gösteren, ışık hızını geçmenin mümkün olmadığını belirten ve fizik anlayışını kökten değiştiren bu teori, bilim dünyasının gelmiş geçmiş en muhteşem fikirlerinden biri durumunda.

5. Levha Tektoniği Kuramı – Alfred Wegener (1912) ve J. Tuzo Wilson (1960)

It is a strange fact, characteristic of the incomplete state of our current knowledge, that totally opposite conclusions are drawn about prehistoric conditions on Earth, depending on whether the problem is approached from the biological or the geophysical viewpoint. - Alfred Wegener

Eski dünya haritaları incelendiğinde, kıtalar arasında bir uyum olduğu fark edilmiştir. Bu uyumu ilk fark eden bilim adamı ise, Alfred Wegener isimli Alman bilim adamıdır. Ve bu doğrultuda Weneger, ortaya bir iddia atmıştır. Bu iddiaya göre, bütün kıtalar dünyanın 1. zamanın 2. yarısına kadar olan süreçte tek parça halindedir. Ardından ikinci ve de üçüncü zaman dönemlerinde kıtalar parçalanmıştır. Parçalanmadan sonra, kıtalar birbirinden ayrılmaya başlamış ve de git gide de birbirinden uzaklaşmıştır. Kıtalar arasında bir boşluk meydana gelmiştir ve bu boşluğa sular dolmaya başlamıştır. Dolan bu sular da okyanus ve de denizleri meydana getirmiştir.

Alman bilim adamı bu iddiasını kanıtlayabilmek için, Güney Amerika ve Afrika kıtalarının kıyılarının birbirine çok uyduğunu ve bu kıyıların bir yap-boz parçası gibi olduğunu söylemiştir. Yine bu bölgede yer alan hayvan ve bitki fosilleriyle taş özelliklerinin birbirine çok benzer özellikler gösterdiğini söylemiştir. Fakat kıtaların neden birbirinden ayrıldığı ve hareket ettiği konusuna ise herhangi bir açıklık getirememiştir. Bu konu ise, daha sonradan Tuzo Wilson tarafından geliştirilen levha tektoniği kuramıyla açıklanmıştır.

6. İstatistiksel Mekanik – James Clerk Maxwell, Ludwig Boltzmann, J. Willard Gibbs (1800’lerin sonları)

One of the principal objects of theoretical research in my department of knowledge is to find the point of view from which the subject appears in its greatest simplicity. - J. Willard Gibbs

İstatistik mekanik, büyük popülasyonları çözümlemekte matematiği kullanan olasılık teorisinin, kuvvete maruz kalan nesnelerin veya parçacıkların hareketiyle ilgilenen mekaniğe (mekanik) uygulamasıdır. Her bir atom ve molekülün mikroskobik özellikleriyle, günlük hayatta karşılaşılan maddelerin makroskobik özellikleri arasında ilişki kurar. Bunu nesnelerin termodinamik özelliklerini, moleküllerin spektroskopik (tayfölçüm) yöntemlerle alınmış verileri kullanarak yapar. İstatistiksel mekaniğin temel becerisi termodinamiğe dayanır. Sistemlerin mikroskobik özelliklerini kullanarak makroskobik özellikleri hakkında tahminler yürütür.

7. Heliyosentirizm – Nicolaus Copernicus (Nikolas Kopernik) (1543)

At rest, however, in the middle of everything is the sun. - Nicolaus Copernicus

Günmerkezlilik veya Güneş Merkezlilik diye de bilinen Heliyosentirizm, gökbilimde Güneş’in Güneş Sistemi’nin merkezinde bulunması inanışının adıdır. Geçmişte Yer’in merkezde olduğuna dair (Geosantrizm) inanışın karşı kuramı olarak ortaya çıkmıştır. 16. ve 17. yüzyıllarda Copernicus, Galileo ve Kepler tarafından savunulunca en temel tartışma konularından biri haline gelmişti ve Dünya ile ilgili bildiklerimizi kökünden değiştirmişti.

8. Kuantum Teorisi – Max Planck, Albert Einstein, Niels Bohr, Werner Heisenberg, Erwin Schrödinger (1900–1926)

If quantum mechanics hasn't profoundly shocked you, you haven't understood it yet. - Niels Bohr

Kuantum teorisi madde ve ışığın, atom ve atomaltı seviyelerdeki davranışlarını inceler. Moleküllerin, atomların ve bunları meydana getiren elektron, proton, nötron, kuark, gluon gibi parçacıkların özelliklerini açıklamaya çalışır. Çalışma alanı parçacıkların birbirleriyle ve ışık, X ışını, gama ışını gibi elektromanyetik radyasyonlarla olan etkileşimlerini de kapsar.

Temelleri 20. yüzyılın ilk yarısında Max Planck, Albert Einstein, Niels Bohr, Werner Heisenberg, Erwin Schrödinger, Max Born, John von Neumann, Paul Dirac, Wolfgang Pauli gibi bilim adamlarınca atılmıştır. Belirsizlik ilkesi, anti madde, Planck sabiti, kara cisim ışınımı, dalga kuramı, Kuantum alan kuramı gibi kavram ve kuramlar bu alanda geliştirilmiş ve klasik fiziğin sarsılmasına ve değiştirilmesine sebep olmuştur.

9. Genel Görelilik Teorisi – Albert Einstein (1915)

If you can't explain it simply, you don't understand it well enough. - Albert Einstein

Genel görelilik ya da göreliliğin genel kuramı, bugün modern fizikte kütle çekimi tanımladığı düşünülen kuramdır. Genel görelilik, özel görelilik ve Newton’ın evrensel kütleçekim yasasını genelleştirerek kütleçekimin uzay ve zaman ya da uzay-zamanda tanımlanmasını sağlar.

Uzayzamanın eğriliği, madde ve radyasyonun enerji ve momentumu ile doğrudan bağlantılıdır. Genel göreliliğin zamanın akışı, uzayın geometrisi, serbest düşme yapan cisimlerin hareketi, ışığın yayılımı gibi konulardaki öngörüleri, klasik fiziğin önermeleri ile belirgin farklılıklar gösterir. Genel göreliliğin bugüne kadarki tüm önermeleri deney ve gözlemler ile doğrulanmıştır.

Einstein’in bu teorisinin astrofiziğe kayda değer etkileri vardır. Örneğin, büyük bir yıldızın ömrünün sonuna yaklaştığı bir zamanda içine çökerek kara delik oluşturduğuna işaret eder. Genel görelilik aynı zamanda, kütle çekim dalgalarının da varlığını öngörmüştür. Tüm bunlara ek olarak genel görelilik, evrenin durmaksızın genişleyen modelinin bugünkü kozmolojik modelinin temelidir.

10. Evrim Teorisi – Charles Darwin (1859)

The world will not be inherited by the strongest, it will be inherited by those most able to change. - Charles Darwin

Evrim, biyolojide canlı türlerinin nesilden nesile kalıtsal değişime uğrayarak ilk halinden farklı özellikler kazanması sürecidir. Bazen dünyanın evrimi, evrenin evrimi gibi kavramlardan ayırmak amacıyla organik evrim ya da biyolojik evrim olarak da adlandırılır. Evrim, modern biyolojinin temel taşıdır. Bu teoriye göre hayvanlar, bitkiler ve Dünya’daki diğer tüm canlıların kökeni kendilerinden önce yaşamış türlere dayanır ve ayırt edilebilir farklılıklar, başarılı nesillerde meydana gelmiş genetik değişikliklerin bir sonucudur.

Evrim, bir canlı popülasyonunun genetik kompozisyonunun rastgele mutasyonlar yoluyla zamanla değişmesi anlamına gelir.Genlerdeki mutasyonlar, göçler veya çeşitli türler arasında yatay gen aktarımları sonucu türün bireylerinde yeni veya değişmiş özelliklerin (varyasyonların) ortaya çıkması, evrim sürecini yürüten temel etmendir. Evrim, bu yollarla oluşan değişimlerin popülasyon genelinde daha sık veya daha nadir hale gelmesiyle işler.

KAYNAK: Science News

Share: